11 Temmuz 2011 Pazartesi

KARAR - Suat BAŞARAN

Devletliler hâlâ anlamak istemese de ülkücülerin büyük çoğunluğu neyin değişmesi gerektiği noktasında hemfikirdir…Mevcutla artık bir adım öne gidilemeyeceğinin de…

Yapılan hamleler ülkücülerin bu düşüncelerinde ne kadar haklı olduklarının göstergesi bir yerde…

Yine aynı eyyamlar, aynı “ben bilirim ve sadece ben bilirim” tavrı… 

Sanki son rezaletlerin müsebbibi bu yaklaşım değilmiş gibi…Oysa meseleye yakından bakan herkes biliyor ki, eleştiriler zamanında dikkate alınıp gereği yerine getirilse o arkadaşlar sözü edilen tuzağa düşmezlerdi…

Parti içi muhalefet bir erken uyarı sistemi olarak görülebilseydi ve ona gerekli meşru zemin oluşturulabilseydi sözü edilen tabloyla muhatap olunmayacaktı muhtemelen…

Bu büyük hakikate rağmen, sürdürülen “ben bilirim” tavrı, ülkücüleri gelecek noktasında kaygıya düşürmüştür…

Kaygıya düşürmüştür çünkü “hareketin geleceğine ipotek koymak” şeklinde algılanmıştır bu yapılanlar…

Bu zihniyetin şimdiye kadar yaptıkları, gelecekte nelerin olacağının ipuçlarını vermektedir aynı zamanda…

Dün bizim de katkı sunduğumuz tepeden şekillendirilen ‘ülkücü irade’ ile sonuç almaya çalışılacak yine anlaşılan…

Seçim sonuçlarını gerçekçi bir şekilde analiz etmeden, başarı gibi sunarak ve “birlik beraberliğe en çok ihtiyacımız olduğu bu günlerde muhalefet eden kasetçidir” diyerek…

Artık dönülmez akşamın ufkundayız…

Değişim kaçınılmazdır ve mutlaka gerçekleşmelidir.

Ya mevcut zihniyet ve hüsran ya da yeniden ülkücülük…

Aslında karar bellidir ve büyük bir çoğunluk bu kararda hemfikirdir…

Sorun, bunun nasıl ve kiminle olacağıdır…

İşte bu noktada hepimiz hayati bir kararın arifesindeyiz…

Öncelikle şu sorunun cevabı bulunmalıdır:

Süper kahraman mı, “irade birliği mi”?

Yani “peşime takılın sizi başarıya taşıyayım” diyenlerin peşi sıra gitmek mi, ortak akıl oluşturmanın yollarını aramak mı?

Birincinin daha basit ve kolay olduğunu kabul ediyorum…

Mükemmel bir lider varsa zahmetsiz bir başarı demektir…

Ancak, aksi ya da vakitsiz kaybı şimdikini aratan bir zillet doğurur…

İkinci yol sorumluluk, fikir çilesi, kararlılık ve cesaret ister…

Zordur…

Onun için olağanüstü kongre isteyenlere de, bir an evvel başarıya(!) ulaşmak isteyenlere de sevimli gelmez…

Bu noktada kavga etmenin anlamı yok…

Herkes kendince bir yol bulsun ve yürüsün…

Benim tavrım açık ve net…

Zor olana talibim…

Suat BAŞARAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

youm

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

İzleyiciler